Ütü yaparken aydınlanmak

Ütü yaparken kendi kendine söylenenlere gelsin bu şarkı:)

Bugün ne zamandır ertelediğim ütü işini bitireceğim. Ama hiç yataktan kalkasım yok, sen otur otur koskoca haftasonu tatilini, hem de mis gibi bahar günlerini yazlık-kışlık ayırmakla uğraş…Neyse yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik Aylincim, hadi kalk.

Bugünü ütü günü ilan ettim. Dağ gibi bir yığın… Her sene bu kıyafetleri ütüleyip dolaba tıkıyorsun, üstelik hiç giymeden, aşk olsun Aylin sana aşk olsun!

-“Kim ütüleyecek bunları? Hadi bakalım,hadiii artık kaçış yok. Ütülükleri de yatağımın üzerine bırakayım ki bu defa ertelemeyeyim ütüyü.”

-“Aslında terapi gibi ütü yapmak, neden kaçıyorum ki? Kim bilir belki de kırışıklıkları düzeltirken kafamı ütülemiş niceleri aklıma geldiği için yüzleşmek zor geliyor. Mantıklı geldi bu dediğim.”

-“Ütü masası nerde? Offf. Zaten en olmadık zamanda kaybolur herşey. Yeter ya bıktım!
Şimdi durup dururken neden yükseldim ki? Gözümün önündeki  masayı göremez oldum. Cuma günü iş yerinde kaybolan evrakı da üstüme kilitlediler. Sanırım ona kızıyorum. Bu yıkıcı duygular trilyonlarca hücreme biyo-kimyasal üretmesi için talimat veriyor. İnsanoğlu ne acayip bir mekanizma…”

-” Ama yine de ben haklıyım o olayda, ne demek o dosyayı en son siz istediniz! İstediysem istedim…zaten o gelen adam da kafa ütüledi, neymiş efendim benim dosyamı öne alın  geciktirmeyin. Hayır sanki biz onun emir eriyiz! İşler sırası ile yapılıyor işte! Hiç de sevmiyorum şu ütü yapmayı, kim icat
etti iki dirhem bir çekirdek giyinmeyi….”
(…)
-“Bu çingene pembesi tshirt kaç yıllık, en son 3 sene önceki yaz giydim. E tabi o zaman 5 kilo daha hafiftim.. şimdi gelmiyor bu…e niye ütülüyorum ki ben bunu? Neyse belki kilo veririm… ütülü dursun, amma naz yaptın be Aylin, ütüle gitsin.”

-“Şu nazı, kafanı ütüleyenlere de yapsan ya. Sahi bu tshirtü niye tutuyorum ki ben…hayır bir de ütülü tutmaya gayret ediyorum. Nerden almıştım ki bunu?”

-“Aha, bir bodrum seyahatinde Salih almıştı. Ah tabi ya…adamı tutamadın hayatında, satın aldığı tshirtü mü düzgün tutmaya çalışıyorsun?!!! Çok da güzel ütüledim ya  dursa mı ki dolapta…niye duruyormuş canım, at gitsin..Ay atılır mı hiç, yazık kaç para, en iyisi giyebilecek birine vereyim bunu ben…aman kim giyerse giysin, kapı önüne koyayım ben bunu hayrım olsun.”

-“Peki ya bu beyaz pantolonu nerden almıştım, ah bunu üniversite son sınıfta iken giyerdim. Ne de güzel olurdu. Yahu  bunu hiç ama hiç giymeyeceğim halde niye tutuyorum her sene dolaba tıkıyorum ve niye ütülüyorum acaba? Sahi o günlere mi özlem duyuyorum acaba? Kız Aylin psikolog kesildin başıma 2 kitap okumayla…olacak iş değil, yok duygusu neymiş de o muymuş…pantolonun duygusu mu olur  dümdüz beyaz işte! Ayır ayır, artık 40 yaşına gelmişsin ne beyaz pantolonu hadi canım, hadi….”

-“Kardeşim olsa, ‘abla haksızlık ediyorsun ama kendine’ derdi. Sahi bu siyah eteği de o almıştı. Bak bu güzel, bu dursun.”

Bu gitsin, bu dursun diye diye hepsini ütüledim iyi mi…topu topu giyeceğim 2 parça düzgün kıyafet çıktı bu yığından. Of off koptu belim, kaç saattir ayaktayım. Şu ütüyü kim icat ettiyse……Neyse, artık kullanmayacağım bu kıyafetler ile mutlu mutlu gün geçirdim ben, şimdi vereceğim kapıda da düzgün, temiz, özenli olsunlar, fena mı oldu yani…Hem ne diyordu ananem, “görgülü kuşlar gördüklerini işler” Ahh, pamuğum benim o hep temiz iş yapmamı tembihlerdi.

Yığınla ütülenecek kıyafet, yığınla insan yükü,
yığınla düzgünleştirmeye çalıştığım insan ilişkileri…Elalem çetesine bir ömür vermişim, kesilen haraç da cabası. “İyi olma iyisi” Aylin…Temizledin, ayırdın, aydınlandın…Bu bahar daha sade ve sakin…ohh, be.

Yorum bırakın