Telefondaki ses…

Balıklar ağaca çıkar.

Soğuk bir kış ikindisiydi. Süreyya, heyecanla beklediği haberin sonucunu almak ister gibi hevesli bir şekilde, çalan zilin ucundaki sese odaklandı. Çoktandır bir karara varmıştı. Annesinin ona inandigi gibi inanıyordu kararının kararlılığına. Kabul ettiğini oldurmaktansa olanı kabul etmeye açacaktı gönlünü. Çünkü artık yenildiğini kabul ettiği kadar bıraktığının ve bıraktığı kadar yenilendiğinin mucizesine inanıyordu. Tıpkı bir sinema bileti almış da ekranına düşenlerin kendiliğinden oluşunu hayranlıkla seyreder gibiydi. Bebek adımlarıyla, yaşama sanatının yeni aşamalarına kanat açıyordu.
Kanatları kelebekten daha zarif ne ki hayatına tesiri kelebek etkisinden ziyadesiyle nasibini alan cinstendi. Ona kalsa itfaiye sireninden bile bir mana çıkartıyordu. Telefondaki ses, “kabul edildiniz, başvurunuz olumlu” dedi. İşte aylardır çalışmasının karşılığını alıyordu artık. Şimdi yeni bir düşe düştü, bambaşka bir evde, başka bir mutfakta çorbasını kaynatırken gördü kendini bu defa, kokusu geldi aşın… “Tamam” dedi “kabul, Sen en güzelini bilirsin, yeter ki halden hale geçişlerim kolaylıkla ve zarafetle olsun.”

Yorum bırakın