Ser’im güzel, ben güzel.

Yolun hep aynı Meydana çıktığını bilsen,
Yola mı kızarsın, Meydana mı?

Birşeyin sonuna gelip gelip yeniden başladığını bilsen...
Harab mı edersin meydanı?
Muhareben meydansız mı olur?

"Dün doğdum bugün ölürem/Ölen gelsin, işte Meydan" demiş bir insan-ı kâmil.

Orijinal bir takım yıldızı olan kova çağını deneyimlemekte iken; Satürn (=insan-ı kâmil) öğretilerine kulak vermeye, akıllı (oğlak) ve akıl dışı/sıra dışı (kova) olmaya ne dersin?

Bu defa bambaşka bir Ser ile yeni bir Sen. (dediklerimi didikle)

Kafa'n güzelse, kafanı götürdüğün her meydan güzel. 

Hatırla, "sen bir süreçsin, sonuç değil!"
Hodri de, Meydan da,
yeni bir "Şen" (Rahman suresi, 29. ayet)
yeni bir "Sen"
yeni bir "Ser"de.

Muharebe olsa da o Meydanda (kalpte tezatlık da olsa ki -o- savaşa benzer) rağmenlere rağmen sevmeyi öğrenirsin.Talep etmesen de. Nasibinse sev'ersin. Anlıyor musun? Şimdi değilse de o muhteşem beynin ve onun sırrı biliyor anladığını. O tohum ekelendi Bi'kere. Tadı damağında.

Bu nedenle varken fırsatın,
lütfen uyanık kal!
Lütfen.. ki görünür olsun ❤ Meydan

"Sevgi ve muhabbet hakkında öyle şeyler bilirim ki, zannıma göre, onlar göğün üzerine konulsalardı gök parçalanırdı, yıldızların üzerine konulsalardı dökülürlerdi, dağların üzerine konulsalardı yürütülürlerdi." der İbni Arabi. Hülasa o nedenle Meydan'da (Kalp'de) olsa gerek bunlar.

"D'uyan gelsin işte Mey'dan"

Kafa sallamak suretiyle Ser'ini bi'hoş edip güzelleşmek isteyenleri (eski rock'n'roll-culardan kim kaldı😎) Moğollar yorumuna alalım,  Hudey Hudey, alBüm: 30.yıl, 1998.

Yorum bırakın