Ha-zir’an hoş gelecekti de kim koydu o Algol’ü oraya!

Fotoğraf: pinterest/halitspinner(Bingöl’deki dağ keçileri ihalesi…….)

16 mayıs 2022’de, akrep enerjisinde 26 derecede Kanlı Dolunay gerçekleşti. Akrep-Boğa aksında gerçekleşen/gerçekleşecek olan tutulmaların konusu, burçların kendilerine has enerjileri ve tuttukları ev alanlarından ötürü pek keyifli değil bu sene. Lakin bu tutulmada ay ayrı kanadı, beyni olduğu için manyetik etki alan ve dünya üzerinde yaşayan her canlı ayrı kanadı.

O gün, 26 derece akrepde dolan ay, karşı tarafta boğa enerjsiinde güneşi tuttu. 26 derece boğada bulunan sabit yıldız-algol’ü parlattı. Mitolojide Algol sabit yıldızı (Medusanın kopmuş kafası) doğrudan kişinin başını kaybetmesi, aklını yitirmesi ile özdeşleştirilmiş, kızgınlık ve şiddet ile ilişkilendirilmiştir.

Bu nedenle 16 mayıs +-7 gün öncesi ve sonrasında kafalar koptu, akıllar uçtu. Akreb’in ne sır vereyim ve Boğa’nın ne ser vereyim enerjisi, algol sabit yıldızının görünür olmasını sağladı. Her haritada bu sabit yıldız bulunmaz, ancak bulunan kişiler, özellikle kişisel gezegenleri (Mars  Venüs, Merkür vb.) ve ışıkları (güneş, ay) ve yaşam enerjisi Vesta, ya da yaralı yanımız Şiron’u doğdukları zaman 26 derece boğa’da bulunan kişilerin haritaları akıllara ziyan bir transit etki aldı. Algol’ün bu da mı gol değil der gibi seslenişinin bizlerden tezahürü: içsel intikam, hırs, kin, acımasızlık gibi dişil problematik anime enerjisini tetikledi. Kişi şiddetin hedefidir. Bende ne var diye yaklaşırsak büyütücü bir simya…Ne ki im-mature kalmış yanımız mızırdanmaya devam ediyor olabilir. Eğitilmesi lüzumlu bir enerji. Büyümek sancılı bir süreç. Tetikleniyor ve tetiklendikçe oradan yaralanıyoruz.

Üstelik o çok iyi bildiğimiz Merkür retro enerjisi de, akıl uçurtmasının iplerini koyverdi. İletişimi kesti-attı. Kendi kafasını algole yakışır şekilde patlattı. Algol, kimilerini alkole, kimilerini içsel düşünmeye iterek ser’i aldı.

Şimdi motor serinlediyse bir haberim daha var. 4 Haziranda Satürn Kova burcunda retro hareketine başlıyor. Son bir yoklama alır gibi… Bu Merkür retrosunda üzerinden geçti, replik verdi tiyatro ile ilgili. Şimdi önümüzdeki 5 ay, Ekim sonuna değin kafamızda kurduğumuz düzenin ihtilali gerçekleşecek. Tam bir devrim!

Gözümüzü kamaştıran, görüş alanımızı kısıtlayan olayların içinden, ötesinden, berisinden geçerken aldığımız kararları istikrarlı bir şekilde devam ettirmek için aradığımız motivasyonu Satürn desteği ile bulacağız. Atom altı düzeyde frekansı niyet ile yükseltmek oldukça destekleyici. Zaten Satürnün desteği ‘Rab kuvvesi’nin kişide zuhur etmesi. Tüm bu oluş’lara şahitliği elbette dışarıyı suçlayarak değil, içerinin sorumluluğunu alarak yapmayı teklif ediyor Satürn.

14 haziranda ise Süper Dolunay deneyimleyeceğiz. Süper dediysem öyle havalara uçuran bir haber değil, Aralık 2020’deki güneş tutulmasının kapısını kapatan bir pozisyonda. Aralık 2020, aralık kalmasın diyor yani.

Haziran geldi, hoş geldi de, 2020 Aralık’tan-14 Haziran 2022’ye “neler oldu neler bitti” düşünmeye daveti var. Çok meşakkatli bir süreçten geçtik. Yol eskiydi belki, ama ayakkabılar yeniydi. Kimilerimiz yolun eskiliğine değil, ayakkabının yeniliğine yenildi. Kimilerimiz doğum haritasındaki marsın yeri,  aldığı açı ve yıllardır biriktirdiği “acı kaba-sitesi” sebebiyle asabileşti.

“Ne kadar asab sahibisin? Ya da asabının ne kadar sahibisin?” sorularına muhatap olduk, evet zorlayıcı yollardan geçtik. Ama şimdi buradayız. Hayatta kaldık, bin şükür.

Haziran’da çerçeve içine aldığımız resim rızamızca, nasibimizce ve kaldırabildiğimizce güzel olsun. Benim bu süreçte ins’ten an’a gelirken aldığım dersim: rıza devşirmek…Kutlu olsun…

Şunu hatırlamak bana iyi geliyor:
Biliyorum ki sinirlenebilen biriyim,
biliyorum ki yol eski lakin artık ayakkabılarım yeni. Bu nedenle ayaklarımı vuran ayakkabıyı suçlamadan dikkatli yürümek ve en yakın “iyi hissettiren ağ”a bağlanmak…işte benim hediyelerim…

Eski kavramlara -ben böyleyim, ben akrebim, ben yengecim, yükselenim aslan illa benim dediğim olacak vb.- cümlelere tutunup ikinci el bir deneyim yaşamak da,  tanımlardan beri durup hayatın teklifini duymak da seçenekler arasında. Tabi herkes istediği riski almakta ve bildiğini/istediğini yapmakta ya da yapmamakta serbest.

Farkındalığı yükselen insan yıldızlara dokunabilir.

Gezegenler, hakikati seyir etmeye vesile yoğunlaşmış enerjiler… Hiçbirisinin bizimle bir alıp veremediği yok! Kendi feleklerinde yüzüp duruyorlar. İş ki insan kendi felaketini kendi eliyle oluşturmasın. Yani demem o ki, gezegen transitlerinin olumsuz tezahür edeceğine inanıyorsak olumsuz, olumlu oluşageleceğine içeriden eminlik veriyorsak olumlu etkileniyoruz. Yıldızlara dokunuyoruz bi yerde. Olayları farkındalıkla okuyabilen insan için transit etki, Algolün kafasını koparmak gibidir. Bizim işimiz gücümüz umut ve şükür ❤️ ve dosdoğru olmak. Çünkü biz dosdoğru olduğumuzda etrafımızdakileri de doğrultuyoruz ✨ Bilişsel zihnimizce tanımlanamayan bir bilinmezlikte kalmaya izin verirsek, var olma’dan da var olacağımız, iyi’nin ve kötü’nün ötesinde, doğru ve yanlışın berisinde Rahmetinin  Rahminden sımsıcak kendi yıldızımızı doğuruyor olacağız.🌟 Rahman ve Rahim himaye etsin, en güzel isimleri kolaylaştırıcılığı ile üzerimizde bir gül gibi açılsın bu haziranda. Seyr’eyleyelim, kokumuz içtenlikle yayılsın alemlere.

Yorum bırakın